▶0:55
Karşılıksız Bırakır mı? | İkindi Yağmurları | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
HerkulNagme*Karşılıksız Bırakır mı?* Kaza ve Kader’e can iledir inkıyadımız; hakkımızda Cenâb-ı Hak, ne takdir etmiş ise, onu seve seve karşılarız. Dişimizi sıkarız, iradî olarak; irademize aşkın gelen şeyler karşısında, irademizi sonuna kadar kullanır, O’ndan gelen her şeyi rıza ile karşılamaya çalışırız. O’ndan gelen şeylere karşı hoşnutluk, menfî yönden ibadet sayılan çok önemli bir husustur; vesile-i kurbet olur. Elverir ki dedi-kodu etmeyelim, güftügû etmeyelim bu mevzuda. “Gelir elbet zuhûra ne ise hükm-i kader / Hakk’a tefviz-i umûr et ne elem çek, ne keder.” (Enderûnî Vâsıf) O, takdir buyurduğunaDevamını okuDaha az göster
*Karşılıksız Bırakır mı?*
Kaza ve Kader’e can iledir inkıyadımız; hakkımızda Cenâb-ı Hak, ne takdir etmiş ise, onu seve seve karşılarız. Dişimizi sıkarız, iradî olarak; irademize aşkın gelen şeyler karşısında, irademizi sonuna kadar kullanır, O’ndan gelen her şeyi rıza ile karşılamaya çalışırız. O’ndan gelen şeylere karşı hoşnutluk, menfî yönden ibadet sayılan çok önemli bir husustur; vesile-i kurbet olur. Elverir ki dedi-kodu etmeyelim, güftügû etmeyelim bu mevzuda.
“Gelir elbet zuhûra ne ise hükm-i kader / Hakk’a tefviz-i umûr et ne elem çek, ne keder.” (Enderûnî Vâsıf) O, takdir buyurduğuna göre her şeyi, mutlaka akıbetinde rıza-dâde olanlar için bir hayır vardır. Ayağınıza batan bir diken bile, bir sürü günahı alır götürür. O öyle olduğu gibi, اِتَّقِ اللَّهَ، وَلَا تَحْقِرَنَّ مِنَ الْمَعْرُوفِ شَيْئًا “Allah’tan kork, takva dairesi içine gir, sığın Allah’a ve maruflardan hiçbirini hafife alma!” buyurmuştur Rasûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem). Yine bir hadis-i şerifin ifadesiyle إِمَاطَةُ اْلأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ “İnsanların ayağına dokunmasın diye âlemin gelip-geçtiği yoldan bir taşı kaldırıp kenara atmak” da imanın bir parçasıdır ve o da vesile-i kefaret olur.
Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin gazabına sebkat etmesini ve her şeyden daha vâsi’ olmasını bu mülahazalara bağlayarak anlamak lazım. Çok küçük şeyleri, Allah (celle celâluhu), böyle büyük semerelere vesile kılar. Kendisinin (celle celâluhu) beyanı ile, hadis-i şeriflerin beyanı ile, bir hayır ile Huzur-i Kibriyâsına gidildiği zaman, Allah, on tane eltâfta bulunur. Ama bir seyyie ile gidildiği zaman, rahmeti, o meseleyi eritmiyor ise, bu defa bir tane seyyieye göre mukabelede bulunur.
Bir de O’nun rahmetinin vüs’atini bu zaviyeden değerlendirmek lazım. İhlas ve samimiyetin derecesine göre, katlanılan şeylere mükâfatla mukabele eder. İster belâ ve mesâib karşısında, ister ibadet ü taat külfeti karşısında, isterse daha başka şeyler karşısında dişini sıkıp katlanmayı günahlara kefaret ve kurbet vesilesi kılar. Sabrın çeşitleri açısından meseleyi düşünebilirsiniz. İster günahlara karşı dişini sıkıp sabretme, ister günümüzde olduğu gibi insanların üzerine belâ ve musibetlerin sağanak sağanak yağması karşısında tahammül gösterme de böyledir.
Referans olarak gördükleri rüyalarda “Az kaldı, az kaldı, az kaldı!” dendiğini anlatıyorlar. Bu “Az kaldı!”lar karşısında, sıkılıp da “Yahu ‘Az kaldı!’ deniyor da hâlâ iki sene geçti, bitmedi!” filan mülahazasına girmeden, bunu da demeden... “Az kaldı!” Hangi zamana göre “Az kaldı!” Ne biliyorsunuz; “Az kaldı!” bir sene mi, iki sene mi, üç sene mi?
İnsanlığın İftihar Tablosu, “Az kaldı!”yı on sekiz sene yaşadı. “Az kaldı!” Allah (celle celâluhu), o kasvet bulutlarının sıyrılacağını söyledi, “Az kaldı!” dedi. Ama on üç sene Mekke’de, beş sene de Medine-i Münevvere’de; canlara can, canımız kurban, İnsanlığın İftihar Tablosu, Hazreti Sahib-i Zîşân, tam on sekiz sene çekti. Ee geriye ne kalıyor? Beş sene, peygamberliğinden... Beş senede düzen kuruldu, askerleri dünyanın sağında-solunda açılımlar sağladılar, Allah’ın izni ve inâyetiyle. “Askerleri” mi, “Ashâbı” mı? “Arkadaşları/yol arkadaşları” demek; yol arkadaşları, inanç arkadaşları, Allah nezdinde maiyyet arkadaşları, O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) postnişinleri. Postnişin, Tasavvuf’ta kullanılan bir tabir; aynı seccadeyi, aynı postu paylaşanlar.
*Not:* Bu video, 25 Mart 2019 tarihinde yayımlanan *“Hüzün, Gönül ve Dil”* isimli Bamteli sohbetinden hazırlanmıştır.
*Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edebilirsiniz!*
*Herkul Web Sitemiz:* https://www.herkul.org
*Herkul IOS Uygulamamız:* https://apps.apple.com/us/app/herkul/id544650912
*Herkul Android Uygulamamız:* https://play.google.com/store/apps/details?id=org.herkul
*Herkul WhatsApp Channel:* https://whatsapp.com/channel/0029Vb2VR0wAe5VmW7ElTn18
*YouTube Herkul:* https://www.youtube.com/HerkulNagme
*YouTube Herkul Radyo:* https://www.youtube.com/@HerkulMedia
*YouTube Podcast:* https://www.youtube.com/@HerkulNagme/podcasts
*SoundCloud:* https://on.soundcloud.com/ewWWMqHniSrrq67P6
*Spotify:* https://open.spotify.com/show/6sVE0Yk3BAcRVaBDVwnhIU
*X (Twitter):* https://x.com/Herkul_Nagme
*Instagram:* https://www.instagram.com/herkul.nagme
*Facebook:* https://www.facebook.com/HerkulNagme
*Bluesky:* https://bsky.app/profile/herkul.org
#fethullahgülen
#hocaefendi
#herkulnagme
Kaza ve Kader’e can iledir inkıyadımız; hakkımızda Cenâb-ı Hak, ne takdir etmiş ise, onu seve seve karşılarız. Dişimizi sıkarız, iradî olarak; irademize aşkın gelen şeyler karşısında, irademizi sonuna kadar kullanır, O’ndan gelen her şeyi rıza ile karşılamaya çalışırız. O’ndan gelen şeylere karşı hoşnutluk, menfî yönden ibadet sayılan çok önemli bir husustur; vesile-i kurbet olur. Elverir ki dedi-kodu etmeyelim, güftügû etmeyelim bu mevzuda.
“Gelir elbet zuhûra ne ise hükm-i kader / Hakk’a tefviz-i umûr et ne elem çek, ne keder.” (Enderûnî Vâsıf) O, takdir buyurduğuna göre her şeyi, mutlaka akıbetinde rıza-dâde olanlar için bir hayır vardır. Ayağınıza batan bir diken bile, bir sürü günahı alır götürür. O öyle olduğu gibi, اِتَّقِ اللَّهَ، وَلَا تَحْقِرَنَّ مِنَ الْمَعْرُوفِ شَيْئًا “Allah’tan kork, takva dairesi içine gir, sığın Allah’a ve maruflardan hiçbirini hafife alma!” buyurmuştur Rasûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem). Yine bir hadis-i şerifin ifadesiyle إِمَاطَةُ اْلأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ “İnsanların ayağına dokunmasın diye âlemin gelip-geçtiği yoldan bir taşı kaldırıp kenara atmak” da imanın bir parçasıdır ve o da vesile-i kefaret olur.
Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin gazabına sebkat etmesini ve her şeyden daha vâsi’ olmasını bu mülahazalara bağlayarak anlamak lazım. Çok küçük şeyleri, Allah (celle celâluhu), böyle büyük semerelere vesile kılar. Kendisinin (celle celâluhu) beyanı ile, hadis-i şeriflerin beyanı ile, bir hayır ile Huzur-i Kibriyâsına gidildiği zaman, Allah, on tane eltâfta bulunur. Ama bir seyyie ile gidildiği zaman, rahmeti, o meseleyi eritmiyor ise, bu defa bir tane seyyieye göre mukabelede bulunur.
Bir de O’nun rahmetinin vüs’atini bu zaviyeden değerlendirmek lazım. İhlas ve samimiyetin derecesine göre, katlanılan şeylere mükâfatla mukabele eder. İster belâ ve mesâib karşısında, ister ibadet ü taat külfeti karşısında, isterse daha başka şeyler karşısında dişini sıkıp katlanmayı günahlara kefaret ve kurbet vesilesi kılar. Sabrın çeşitleri açısından meseleyi düşünebilirsiniz. İster günahlara karşı dişini sıkıp sabretme, ister günümüzde olduğu gibi insanların üzerine belâ ve musibetlerin sağanak sağanak yağması karşısında tahammül gösterme de böyledir.
Referans olarak gördükleri rüyalarda “Az kaldı, az kaldı, az kaldı!” dendiğini anlatıyorlar. Bu “Az kaldı!”lar karşısında, sıkılıp da “Yahu ‘Az kaldı!’ deniyor da hâlâ iki sene geçti, bitmedi!” filan mülahazasına girmeden, bunu da demeden... “Az kaldı!” Hangi zamana göre “Az kaldı!” Ne biliyorsunuz; “Az kaldı!” bir sene mi, iki sene mi, üç sene mi?
İnsanlığın İftihar Tablosu, “Az kaldı!”yı on sekiz sene yaşadı. “Az kaldı!” Allah (celle celâluhu), o kasvet bulutlarının sıyrılacağını söyledi, “Az kaldı!” dedi. Ama on üç sene Mekke’de, beş sene de Medine-i Münevvere’de; canlara can, canımız kurban, İnsanlığın İftihar Tablosu, Hazreti Sahib-i Zîşân, tam on sekiz sene çekti. Ee geriye ne kalıyor? Beş sene, peygamberliğinden... Beş senede düzen kuruldu, askerleri dünyanın sağında-solunda açılımlar sağladılar, Allah’ın izni ve inâyetiyle. “Askerleri” mi, “Ashâbı” mı? “Arkadaşları/yol arkadaşları” demek; yol arkadaşları, inanç arkadaşları, Allah nezdinde maiyyet arkadaşları, O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) postnişinleri. Postnişin, Tasavvuf’ta kullanılan bir tabir; aynı seccadeyi, aynı postu paylaşanlar.
*Not:* Bu video, 25 Mart 2019 tarihinde yayımlanan *“Hüzün, Gönül ve Dil”* isimli Bamteli sohbetinden hazırlanmıştır.
*Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edebilirsiniz!*
*Herkul Web Sitemiz:* https://www.herkul.org
*Herkul IOS Uygulamamız:* https://apps.apple.com/us/app/herkul/id544650912
*Herkul Android Uygulamamız:* https://play.google.com/store/apps/details?id=org.herkul
*Herkul WhatsApp Channel:* https://whatsapp.com/channel/0029Vb2VR0wAe5VmW7ElTn18
*YouTube Herkul:* https://www.youtube.com/HerkulNagme
*YouTube Herkul Radyo:* https://www.youtube.com/@HerkulMedia
*YouTube Podcast:* https://www.youtube.com/@HerkulNagme/podcasts
*SoundCloud:* https://on.soundcloud.com/ewWWMqHniSrrq67P6
*Spotify:* https://open.spotify.com/show/6sVE0Yk3BAcRVaBDVwnhIU
*X (Twitter):* https://x.com/Herkul_Nagme
*Instagram:* https://www.instagram.com/herkul.nagme
*Facebook:* https://www.facebook.com/HerkulNagme
*Bluesky:* https://bsky.app/profile/herkul.org
#fethullahgülen
#hocaefendi
#herkulnagme





