▶26:14
Ben ben diyen “Hû”yu duyamaz! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
Mizan#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi *Yalana aldatmaya alışmış ve başkalarını da kendileri gibi zanneden zavallılar kendilerindeki takıyye ruhunu aksettirircesine “Ajandada ne var?” deyip duruyorlar. Ajandada iman-ı billah, marifetullah, muhabbetullah ve zevk-i ruhani var. Cenâb-ı Hakk’ı bilme adına bir türlü doymama var ve kendini hep gariplerden garip, fakirlerden fakir görme var. Zirvelerde dolaştığı halde, “Neden hala böyle zeminde sürüm sürümüm!” mülahazasını bir birleşik nokta haline getirerek zirve ile zemini beraber mütalaa etme var. Ajandamızda bunlar var ama hedeflerine dünyayı koRead moreShow less
#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi
*Yalana aldatmaya alışmış ve başkalarını da kendileri gibi zanneden zavallılar kendilerindeki takıyye ruhunu aksettirircesine “Ajandada ne var?” deyip duruyorlar. Ajandada iman-ı billah, marifetullah, muhabbetullah ve zevk-i ruhani var. Cenâb-ı Hakk’ı bilme adına bir türlü doymama var ve kendini hep gariplerden garip, fakirlerden fakir görme var. Zirvelerde dolaştığı halde, “Neden hala böyle zeminde sürüm sürümüm!” mülahazasını bir birleşik nokta haline getirerek zirve ile zemini beraber mütalaa etme var. Ajandamızda bunlar var ama hedeflerine dünyayı koyanlar bunları anlamazlar ki!.. (10:40)
*“Ben ben” diyen “Hû”yu duyamaz. (12:16)
Soru: İrfana erememiş ilm-i zâhir erbâbının sadece kalıplarla meşgul oldukları, onların özünü/gâyesini göremedikleri ve
مَنِ ازْدَادَ عِلْماً وَلَمْ يَزْدَدْ زُهْداً لَمْ يَزْدَدْ مِنَ اللهِ إِلاَّ بُعْداً
mazmununca âlâ-yı illiyyîn yolunda esfel-i sâfilîne sukut ettikleri ifade ediliyor. Bu zaviyeden mezkur hadisteki zühd nasıl anlaşılmalıdır? (13:38)
*Dünyevî hazları terk edip, cismanî meyillere karşı koyma mânâlarına gelen zühd; sofîlerce daha çok, dünya lezzetlerine karşı alâkasız kalıp, ömür boyu âdeta bir perhiz hayatı yaşamak, davranışlarında “takva”yı esas tutarak, dünyanın, kendine ve insanın nefsine bakan yönlerine karşı da kararlı, müstağni ve müstenkif bulunmak mânâlarına gelir. Şahsî kurtuluşunu düşünen bir insan için, Allah’ın helâlinden ihsan ettiği nimetlere karşı şükürle mukabelede bulunma ve mala-mülke terettüp eden bütün hakları yerine getirme şeklindeki bir çeşit zühd yeterli olsa da, sahabe mesleğini tercih edenler için zühd dünya lezzetlerine karşı alâkasız kalıp, ömür boyu âdeta bir perhiz hayatı yaşamak ve ebedî olan ukbâ saadeti için, muvakkat dünya rahatını terk etmektir. Bize hedef olarak gösterilen azamî zühde gelince; o, sıkıntı anlarında dahi dinin hudutlarını koruyup kollama, zenginlik ve genişlik zamanlarında da başkaları için yaşama; dünya adına elde edilen şeylerden sevinç duymama, kaybedilen şeylerden ötürü de mahzun olmama; medhedilince sevinmeme, zemmedilince de yerinmeme ve Hakk’a kulluğu her şeye tercih etme demektir. (14:14)
Bu video 06/10/2013 tarihinde yayınlanan “Ölümsüzlük İksiri ve İlim-Zühd Münasebeti” isimli bamtelinden alınmıştır.
*Yalana aldatmaya alışmış ve başkalarını da kendileri gibi zanneden zavallılar kendilerindeki takıyye ruhunu aksettirircesine “Ajandada ne var?” deyip duruyorlar. Ajandada iman-ı billah, marifetullah, muhabbetullah ve zevk-i ruhani var. Cenâb-ı Hakk’ı bilme adına bir türlü doymama var ve kendini hep gariplerden garip, fakirlerden fakir görme var. Zirvelerde dolaştığı halde, “Neden hala böyle zeminde sürüm sürümüm!” mülahazasını bir birleşik nokta haline getirerek zirve ile zemini beraber mütalaa etme var. Ajandamızda bunlar var ama hedeflerine dünyayı koyanlar bunları anlamazlar ki!.. (10:40)
*“Ben ben” diyen “Hû”yu duyamaz. (12:16)
Soru: İrfana erememiş ilm-i zâhir erbâbının sadece kalıplarla meşgul oldukları, onların özünü/gâyesini göremedikleri ve
مَنِ ازْدَادَ عِلْماً وَلَمْ يَزْدَدْ زُهْداً لَمْ يَزْدَدْ مِنَ اللهِ إِلاَّ بُعْداً
mazmununca âlâ-yı illiyyîn yolunda esfel-i sâfilîne sukut ettikleri ifade ediliyor. Bu zaviyeden mezkur hadisteki zühd nasıl anlaşılmalıdır? (13:38)
*Dünyevî hazları terk edip, cismanî meyillere karşı koyma mânâlarına gelen zühd; sofîlerce daha çok, dünya lezzetlerine karşı alâkasız kalıp, ömür boyu âdeta bir perhiz hayatı yaşamak, davranışlarında “takva”yı esas tutarak, dünyanın, kendine ve insanın nefsine bakan yönlerine karşı da kararlı, müstağni ve müstenkif bulunmak mânâlarına gelir. Şahsî kurtuluşunu düşünen bir insan için, Allah’ın helâlinden ihsan ettiği nimetlere karşı şükürle mukabelede bulunma ve mala-mülke terettüp eden bütün hakları yerine getirme şeklindeki bir çeşit zühd yeterli olsa da, sahabe mesleğini tercih edenler için zühd dünya lezzetlerine karşı alâkasız kalıp, ömür boyu âdeta bir perhiz hayatı yaşamak ve ebedî olan ukbâ saadeti için, muvakkat dünya rahatını terk etmektir. Bize hedef olarak gösterilen azamî zühde gelince; o, sıkıntı anlarında dahi dinin hudutlarını koruyup kollama, zenginlik ve genişlik zamanlarında da başkaları için yaşama; dünya adına elde edilen şeylerden sevinç duymama, kaybedilen şeylerden ötürü de mahzun olmama; medhedilince sevinmeme, zemmedilince de yerinmeme ve Hakk’a kulluğu her şeye tercih etme demektir. (14:14)
Bu video 06/10/2013 tarihinde yayınlanan “Ölümsüzlük İksiri ve İlim-Zühd Münasebeti” isimli bamtelinden alınmıştır.





