▶13:00This interface is currently displayed in English. Full translation is in preparation.

Nübüvvet -2- | Peygamberlik Hakikati | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | (1975/07/18)
HerkulNagme18 Temmuz 1975 – MANİSA PEYGAMBERLİK HAKİKATİ VAAZ 1. “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” ifadesi İslam dininin önemli bir rüknüdür. İnsan bu lafızlarla İslam dairesi içine girer ve Allah (c.c.) katında bir kıymet kazanır. Sadece “Lâ ilâhe illallah” diyen bir insan kurtulamaz. Bu sözün ardından mutlaka “Muhammedün Resûlullah” ifadesini de söylemek mecburiyetindedir. 01:52 2. Cenab-ı Allah yeryüzünün çeşitli bölgelerine belli dönemlerde Peygamberler göndermiştir. İnsanların problemlerini çözmekle vazifeli olan bu Peygamberler, Allah’tan (c.c.) aldıkları emirleri, kavimlerinin seviyesine uRead moreShow less
18 Temmuz 1975 – MANİSA
PEYGAMBERLİK HAKİKATİ
VAAZ
1. “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” ifadesi İslam dininin önemli bir rüknüdür. İnsan bu lafızlarla İslam dairesi içine girer ve Allah (c.c.) katında bir kıymet kazanır. Sadece “Lâ ilâhe illallah” diyen bir insan kurtulamaz. Bu sözün ardından mutlaka “Muhammedün Resûlullah” ifadesini de söylemek mecburiyetindedir. 01:52
2. Cenab-ı Allah yeryüzünün çeşitli bölgelerine belli dönemlerde Peygamberler göndermiştir. İnsanların problemlerini çözmekle vazifeli olan bu Peygamberler, Allah’tan (c.c.) aldıkları emirleri, kavimlerinin seviyesine uygun olarak aktarmışlardır. 06:46
3. İnsanoğlu hak ve hakikati anlamak adına Peygamberlere son derece muhtaçtır. 08:25
4. Yüce Rabbimizin vazifeli olarak gönderdiği Peygamberlerin hususi sıfatları vardır: • Sıdk (Doğruluk): Peygamberler, sözlerinde, işlerinde ve her türlü davranışlarında doğru ve dürüst insanlardır. Sadakatten inhiraf ettikleri asla görülmemiştir. •Emânet (Emin, güvenilir olmak): Peygamberler her bakımdan güvenilir kişilerdir. • Tebliğ (Bildirmek, açıklamak): Peygamberler, kendilerine yüklenen vazifeyi bir emanet olarak kabul eder ve onu hakkıyla çevrelerine bildirirler. • Fetânet: Akılla, aklı aşma demektir. Kısaca Peygamber mantığı da denilebilir. • İsmet (Günah işlememek): Peygamberler, küçük ve büyük hiçbir günah işlemezler. Hiçbir kötü huyları yoktur. 09:32
5. Bunların haricinde bazı önemli hususiyetleri de şunlardır: •Peygamberler, GAYB’dan haber verirler. • Her Peygamber, kendi devrinde çok büyük inkılâplara imza atmıştır. • Her Peygamber, kendisinden sonra gelecek olan Peygamberi haber vermiştir. • Her Peygamber, ifade ettiği hakikatleri fazlasıyla yerine getirmiştir ki buna İLTİZAM diyoruz. • Her Peygamber, fevkalade bir TERBİYE kabiliyetine sahiptir. • Her Peygamber, Peygamberliğini ilan adına kendisine has MUCİZE’ler göstermiştir. 27:36
6. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) yaptığı vazifenin neticesini daha hayattayken en mükemmel bir şekilde görmüştür... • Allah Resûlü (s.a.s.), kendi döneminde içkiye müptela olan insanların bu işten vazgeçmelerini arzuluyordu. Bu tür insanlara uzunca telkinlerde bulunmamıştı. Tek bir ayet onları bu iptiladan uzaklaştırmaya yetmişti. Konuyla alakalı olarak: “Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız.” (Mâide sûresi, 5/90) ayeti zikredildikten sonra Medine’de cereyan eden hadiseler anlatılıyor. 31:21
7. Herkesin sureti, siretinin aynasıdır. Allah Resûlü’nün (s.a.s.) dış görünüşü, sireti gibi mükemmeldi. Vücudu birbirine çok uyumlu uzuvlara sahipti. 37:10
7a. Cabir İbn Semure’nin (r.a.) mehtaplı bir gecede Allah Resûlü’nün (s.a.s.) yüzüne bakıp O’nun (s.a.s.) yüz güzelliğini yemin ifadesi kullanarak dile getirmesi... 40:13
7b. Ebû Hureyre’nin (r.a.) Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) güzelliğini: “Hayatımda Resûl-i Ekrem’den (s.a.s.) daha güzelini görmedim. Sanki güneş O’nun yüzünde açıyordu.” ifadeleri... 42:52
7c. Abdullah İbn Selam’ın, Allah Resûlü’nün (s.a.s.) yüzüne baktığında: “Bu; doğrular doğrusunun siması, bu sima aldatmaz” beyanı... 47:29
7d. Abdullah İbn Revaha’nın (r.a.): “O’nun (s.a.s.) Peygamberliğini gösterecek apaçık deliller olmasa bile O’nun (s.a.s.) görünüşü sana haberler verecektir.” sözü... 48:45
7e. Hz. Aişe’nin (r. anha), Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) yüz güzelliği ile Hz. Yusuf (a.s.)’ın güzelliğini çok güzel ifadelerle mukayese etmesi, çok enfes tabirlerle izah ediliyor. 50:12
8. Allah Resûlü (s.a.s.) bir sadakat abidesiydi. O’nun (s.a.s.) döneminde yaşayan münafık ve kâfirlerden hiç biri O’nun (s.a.s.) sadakatine ters bir şey söylemedikleri gibi hepsi birden Efendimizin (s.a.s.) hep doğru söyleyen bir insan olduğunu ifade etmişlerdir. •Muğire İbn Şu’be (r.a.), İslam’ın dört büyük siyasi dâhisinden biridir. Müslüman olmadan önce Mekke’de cereyan eden bir hadiseyi anlatır: Efendimiz (s.a.s.) tebliğ amacı ile Muğire İbn Şu’be ve Ebû Cehil’in bulunduğu bir mekâna gelir ve onlara bazı hakikatleri anlatır. Ebû Cehil, Efendimiz’i (s.a.s.) oradan uzaklaştırır ve ardından Muğire İbn Şu’be’nin kulağına şu gerçekleri söylemek zorunda kalır... 53:16
HUTBE
1. Allah Resûlü (s.a.s.) kendi devrinde yaşayan kâfirlerin tenkit edemeyeceği, inkâr edemeyeceği müstesna bir varlık olarak gelmiş ve vazifesini de en mükemmel bir şekilde tamamlamıştır. KÂFİRLER, O’nun (s.a.s.) doğru söylediğini ifade eder. SAHABİ; davasını hak bilir. MÜMİNLER de davasına sadakat gösterirler... 1:03:00
2. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Mekke döneminde bir gün bütün sülalesini Safa tepesine davet etti. Dönemin en azılı müşrikleri de orada hazır bulunuyordu. Onlara belli başlı sorular sorup cevaplarını istedi. En azılı kâfirlerin bile verdiği cevap: “Eğer Sen söylüyorsan doğrudur.” hakikatinden başka bir şey değildi. 1:07:14
PEYGAMBERLİK HAKİKATİ
VAAZ
1. “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” ifadesi İslam dininin önemli bir rüknüdür. İnsan bu lafızlarla İslam dairesi içine girer ve Allah (c.c.) katında bir kıymet kazanır. Sadece “Lâ ilâhe illallah” diyen bir insan kurtulamaz. Bu sözün ardından mutlaka “Muhammedün Resûlullah” ifadesini de söylemek mecburiyetindedir. 01:52
2. Cenab-ı Allah yeryüzünün çeşitli bölgelerine belli dönemlerde Peygamberler göndermiştir. İnsanların problemlerini çözmekle vazifeli olan bu Peygamberler, Allah’tan (c.c.) aldıkları emirleri, kavimlerinin seviyesine uygun olarak aktarmışlardır. 06:46
3. İnsanoğlu hak ve hakikati anlamak adına Peygamberlere son derece muhtaçtır. 08:25
4. Yüce Rabbimizin vazifeli olarak gönderdiği Peygamberlerin hususi sıfatları vardır: • Sıdk (Doğruluk): Peygamberler, sözlerinde, işlerinde ve her türlü davranışlarında doğru ve dürüst insanlardır. Sadakatten inhiraf ettikleri asla görülmemiştir. •Emânet (Emin, güvenilir olmak): Peygamberler her bakımdan güvenilir kişilerdir. • Tebliğ (Bildirmek, açıklamak): Peygamberler, kendilerine yüklenen vazifeyi bir emanet olarak kabul eder ve onu hakkıyla çevrelerine bildirirler. • Fetânet: Akılla, aklı aşma demektir. Kısaca Peygamber mantığı da denilebilir. • İsmet (Günah işlememek): Peygamberler, küçük ve büyük hiçbir günah işlemezler. Hiçbir kötü huyları yoktur. 09:32
5. Bunların haricinde bazı önemli hususiyetleri de şunlardır: •Peygamberler, GAYB’dan haber verirler. • Her Peygamber, kendi devrinde çok büyük inkılâplara imza atmıştır. • Her Peygamber, kendisinden sonra gelecek olan Peygamberi haber vermiştir. • Her Peygamber, ifade ettiği hakikatleri fazlasıyla yerine getirmiştir ki buna İLTİZAM diyoruz. • Her Peygamber, fevkalade bir TERBİYE kabiliyetine sahiptir. • Her Peygamber, Peygamberliğini ilan adına kendisine has MUCİZE’ler göstermiştir. 27:36
6. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) yaptığı vazifenin neticesini daha hayattayken en mükemmel bir şekilde görmüştür... • Allah Resûlü (s.a.s.), kendi döneminde içkiye müptela olan insanların bu işten vazgeçmelerini arzuluyordu. Bu tür insanlara uzunca telkinlerde bulunmamıştı. Tek bir ayet onları bu iptiladan uzaklaştırmaya yetmişti. Konuyla alakalı olarak: “Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız.” (Mâide sûresi, 5/90) ayeti zikredildikten sonra Medine’de cereyan eden hadiseler anlatılıyor. 31:21
7. Herkesin sureti, siretinin aynasıdır. Allah Resûlü’nün (s.a.s.) dış görünüşü, sireti gibi mükemmeldi. Vücudu birbirine çok uyumlu uzuvlara sahipti. 37:10
7a. Cabir İbn Semure’nin (r.a.) mehtaplı bir gecede Allah Resûlü’nün (s.a.s.) yüzüne bakıp O’nun (s.a.s.) yüz güzelliğini yemin ifadesi kullanarak dile getirmesi... 40:13
7b. Ebû Hureyre’nin (r.a.) Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) güzelliğini: “Hayatımda Resûl-i Ekrem’den (s.a.s.) daha güzelini görmedim. Sanki güneş O’nun yüzünde açıyordu.” ifadeleri... 42:52
7c. Abdullah İbn Selam’ın, Allah Resûlü’nün (s.a.s.) yüzüne baktığında: “Bu; doğrular doğrusunun siması, bu sima aldatmaz” beyanı... 47:29
7d. Abdullah İbn Revaha’nın (r.a.): “O’nun (s.a.s.) Peygamberliğini gösterecek apaçık deliller olmasa bile O’nun (s.a.s.) görünüşü sana haberler verecektir.” sözü... 48:45
7e. Hz. Aişe’nin (r. anha), Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) yüz güzelliği ile Hz. Yusuf (a.s.)’ın güzelliğini çok güzel ifadelerle mukayese etmesi, çok enfes tabirlerle izah ediliyor. 50:12
8. Allah Resûlü (s.a.s.) bir sadakat abidesiydi. O’nun (s.a.s.) döneminde yaşayan münafık ve kâfirlerden hiç biri O’nun (s.a.s.) sadakatine ters bir şey söylemedikleri gibi hepsi birden Efendimizin (s.a.s.) hep doğru söyleyen bir insan olduğunu ifade etmişlerdir. •Muğire İbn Şu’be (r.a.), İslam’ın dört büyük siyasi dâhisinden biridir. Müslüman olmadan önce Mekke’de cereyan eden bir hadiseyi anlatır: Efendimiz (s.a.s.) tebliğ amacı ile Muğire İbn Şu’be ve Ebû Cehil’in bulunduğu bir mekâna gelir ve onlara bazı hakikatleri anlatır. Ebû Cehil, Efendimiz’i (s.a.s.) oradan uzaklaştırır ve ardından Muğire İbn Şu’be’nin kulağına şu gerçekleri söylemek zorunda kalır... 53:16
HUTBE
1. Allah Resûlü (s.a.s.) kendi devrinde yaşayan kâfirlerin tenkit edemeyeceği, inkâr edemeyeceği müstesna bir varlık olarak gelmiş ve vazifesini de en mükemmel bir şekilde tamamlamıştır. KÂFİRLER, O’nun (s.a.s.) doğru söylediğini ifade eder. SAHABİ; davasını hak bilir. MÜMİNLER de davasına sadakat gösterirler... 1:03:00
2. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Mekke döneminde bir gün bütün sülalesini Safa tepesine davet etti. Dönemin en azılı müşrikleri de orada hazır bulunuyordu. Onlara belli başlı sorular sorup cevaplarını istedi. En azılı kâfirlerin bile verdiği cevap: “Eğer Sen söylüyorsan doğrudur.” hakikatinden başka bir şey değildi. 1:07:14





