▶16:50
Ramazan, aynı zamanda kendimizi dinleme zamanıdır! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
Mizan#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi Ramazan, zamanı bir başka duyuştur. Ramazan, aynı zamanda böyle bir dinleme faslıdır. Belki ötelerden gelen değişik dalga boyundaki şeyleri dinleme… Aynı zamanda Kur’an adesesiyle bakıp, Kur’an merceğiyle bakıp, Kur’an’ın iniş merceğiyle bakıp hâdiseleri çok farklı görme, kendini ona göre konumlandırma, Allah’ın izni-inayetiyle, ona göre değerlendirme… Konumuna göre kendisi için bazı şeyler takdir etme, biçme, kesme filan… Bir yerden başka bir yere kendini koyma, alıp-koyma… Bütün bunlar, Ramazan sayesinde olabilecek şeylerdendir. Böyle derinlemesine bakRead moreShow less
#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi
Ramazan, zamanı bir başka duyuştur.
Ramazan, aynı zamanda böyle bir dinleme faslıdır. Belki ötelerden gelen değişik dalga boyundaki şeyleri dinleme… Aynı zamanda Kur’an adesesiyle bakıp, Kur’an merceğiyle bakıp, Kur’an’ın iniş merceğiyle bakıp hâdiseleri çok farklı görme, kendini ona göre konumlandırma, Allah’ın izni-inayetiyle, ona göre değerlendirme… Konumuna göre kendisi için bazı şeyler takdir etme, biçme, kesme filan… Bir yerden başka bir yere kendini koyma, alıp-koyma… Bütün bunlar, Ramazan sayesinde olabilecek şeylerdendir.
Böyle derinlemesine bakınca, insan, zaman üstü oluyor belki. Zaman üstü olunca da zamanı çok farklı derinlikleriyle duyuyor, Allah’ın izni-inayetiyle. Lâhutî derinlikleriyle duyuyor.
İşte “dehr” dediğimiz şey… Dehr, hakikatte Zât-ı Ulûhiyete ait bir tecelli… Farklı ifade ediliyor da ben böyle deme lüzumunu duyuyorum: Zât-ı Ulûhiyete ait farklı bir tecelli. Onu öyle derinlemesine duyuyoruz; zamanı derinlemesine duyuyor, zamanın kıymetini anlıyoruz; zamanın insana kazandırdığı şeyleri duyuyor, ân-ı seyyâlesinin ebedî bir ömre bedel olduğunu, ebedî bir ömür değerinde olduğunu duyuyoruz Ramazan-ı şerifte. Ramazan, bütün bu vâridât ile geliyor, insanın başına kendi sağanaklarını boşaltıyor. İnşaallah yine öyle olur.
“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez.”
Günümüzde içinde bulunduğumuz bir kısım dâhiyeler, belâlar, musibetler… Hani başta birilerinin zulmüne maruz kalma, haksızlıklara maruz kalma… Bunları görmezden gelmek çok zordur. Ama elden geldiğince görmezden gelmeye çalışmalı; meseleyi Allah’a havale etmeli. Allah, âdil-i mutlaktır.
Böyle, “Falan size şunu yaptı, filan size bunu yaptı!” Kalkıp böyle herkese kendinize göre bir ceza vermeye kalkarsanız, yerinde olmaz o bir kere, siz o cezayı veremezsiniz. Bazen o ceza, o kadar büyüktür ki, siz onu vermeye kalktığınız zaman, daire-i Ulûhiyete müdahale etmiş olursunuz, saygısızlıkta bulunmuş olursunuz. Bir de insanî kıvamınız açısından, insanî ufkunuz açısından o cezayı veremezsiniz.
Herkes karakterinin gereğini sergiler. Karakteri kötülüklere açık bir insana, zorla iyilik yaptırtamazsınız; bir kere yaptırtsanız bile, bir başka zaman yine karşınıza kötülük duyguları ile çıkar; bir defasında belki insanca davranır, on defa karakterine göre hareket eder. Dolayısıyla, o türlü şeyler ile meşgul olduğunuz zaman, meşgul olacağınız şeyleri ihmal etmiş olursunuz. Bu türlü böyle dünyaya ait dertler olan şeyler ile çok meşgul olmamalı.
Ramazan, zamanı bir başka duyuştur.
Ramazan, aynı zamanda böyle bir dinleme faslıdır. Belki ötelerden gelen değişik dalga boyundaki şeyleri dinleme… Aynı zamanda Kur’an adesesiyle bakıp, Kur’an merceğiyle bakıp, Kur’an’ın iniş merceğiyle bakıp hâdiseleri çok farklı görme, kendini ona göre konumlandırma, Allah’ın izni-inayetiyle, ona göre değerlendirme… Konumuna göre kendisi için bazı şeyler takdir etme, biçme, kesme filan… Bir yerden başka bir yere kendini koyma, alıp-koyma… Bütün bunlar, Ramazan sayesinde olabilecek şeylerdendir.
Böyle derinlemesine bakınca, insan, zaman üstü oluyor belki. Zaman üstü olunca da zamanı çok farklı derinlikleriyle duyuyor, Allah’ın izni-inayetiyle. Lâhutî derinlikleriyle duyuyor.
İşte “dehr” dediğimiz şey… Dehr, hakikatte Zât-ı Ulûhiyete ait bir tecelli… Farklı ifade ediliyor da ben böyle deme lüzumunu duyuyorum: Zât-ı Ulûhiyete ait farklı bir tecelli. Onu öyle derinlemesine duyuyoruz; zamanı derinlemesine duyuyor, zamanın kıymetini anlıyoruz; zamanın insana kazandırdığı şeyleri duyuyor, ân-ı seyyâlesinin ebedî bir ömre bedel olduğunu, ebedî bir ömür değerinde olduğunu duyuyoruz Ramazan-ı şerifte. Ramazan, bütün bu vâridât ile geliyor, insanın başına kendi sağanaklarını boşaltıyor. İnşaallah yine öyle olur.
“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez.”
Günümüzde içinde bulunduğumuz bir kısım dâhiyeler, belâlar, musibetler… Hani başta birilerinin zulmüne maruz kalma, haksızlıklara maruz kalma… Bunları görmezden gelmek çok zordur. Ama elden geldiğince görmezden gelmeye çalışmalı; meseleyi Allah’a havale etmeli. Allah, âdil-i mutlaktır.
Böyle, “Falan size şunu yaptı, filan size bunu yaptı!” Kalkıp böyle herkese kendinize göre bir ceza vermeye kalkarsanız, yerinde olmaz o bir kere, siz o cezayı veremezsiniz. Bazen o ceza, o kadar büyüktür ki, siz onu vermeye kalktığınız zaman, daire-i Ulûhiyete müdahale etmiş olursunuz, saygısızlıkta bulunmuş olursunuz. Bir de insanî kıvamınız açısından, insanî ufkunuz açısından o cezayı veremezsiniz.
Herkes karakterinin gereğini sergiler. Karakteri kötülüklere açık bir insana, zorla iyilik yaptırtamazsınız; bir kere yaptırtsanız bile, bir başka zaman yine karşınıza kötülük duyguları ile çıkar; bir defasında belki insanca davranır, on defa karakterine göre hareket eder. Dolayısıyla, o türlü şeyler ile meşgul olduğunuz zaman, meşgul olacağınız şeyleri ihmal etmiş olursunuz. Bu türlü böyle dünyaya ait dertler olan şeyler ile çok meşgul olmamalı.





