▶0:55
Şahs-ı Manevi Kerameti | İkindi Yağmurları | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
HerkulNagme*Şahs-ı Manevi Kerameti* Hazreti Ebû Bekir bir kulübede yaşıyordu. On bir tane irtidât hadisesini bastırdı. Bir blokaj hazırladı, bir statik ortaya koydu; arkadan gelen Hazreti Ömer, iki tane süper gücü yerle bir etti. Ebû Bekir, öyle bir insandı. Fakat kendisine sorarsanız?!. Cübbesinin eteği yerde süründüğünden dolayı, “Yâ Rasûlallah, bu da kibir midir? Ben de onlar ile beraber tepe taklak mı giderim?” endişesini taşıyor. Bir taraftan öyle zirvelerde, âdeta başı, melekler ile beraber, onlar ile kanatlanmış bir üveyik gibi; fakat beri tarafta kendisini hiç ender hiç görüyor ve başkasını nefsiRead moreShow less
*Şahs-ı Manevi Kerameti*
Hazreti Ebû Bekir bir kulübede yaşıyordu. On bir tane irtidât hadisesini bastırdı. Bir blokaj hazırladı, bir statik ortaya koydu; arkadan gelen Hazreti Ömer, iki tane süper gücü yerle bir etti. Ebû Bekir, öyle bir insandı. Fakat kendisine sorarsanız?!. Cübbesinin eteği yerde süründüğünden dolayı, “Yâ Rasûlallah, bu da kibir midir? Ben de onlar ile beraber tepe taklak mı giderim?” endişesini taşıyor. Bir taraftan öyle zirvelerde, âdeta başı, melekler ile beraber, onlar ile kanatlanmış bir üveyik gibi; fakat beri tarafta kendisini hiç ender hiç görüyor ve başkasını nefsine tercihe açık bulunuyor. Onun için kendisine biat edildiği dönemde, Hazreti Ömer’in elini sıkıyor, ona biat etmek istiyor; o ise, hemen kalkıp onun elini sıkıyor, “Ebû Bekir’in olduğu yerde, başkasına biat edilmez!” diyor.
Böyle bir îsâr ruhu!.. Başkalarını her zaman kendinden daha fâik gören bir ruh!.. “Ben, ona layık değilim!” diyecek kadar; bir yönüyle, şartların ve hadiselerin kendini bir yere getirmesi karşısında bile kendisini sorgulayacak, kendi ile yüzleşecek kadar acz u fakr duygusu içinde!.. Hacâlet ve mahcubiyet duygusu içinde kendisini yerden yere vuran, kendisi ile sürekli yüzleşen, nefsini sürekli sorgulayan, herkesi kendinden daha fâik gören ve “Keşke o olsaydı!” diyen insan... Böyle bir düşünce çerçevesinde kardeşlik, böyle bir kardeşlik… Onun için Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazreti Ömer efendimize dediği o söze bağladım meseleyi.
“Ben değil, esas benim kardeşlerim önemlidir; ben değil!..” Birinin mülahazası: Vaaz ediyormuş da bir adam, el-âlem de değer atfediyormuş ona, iyi konuşuyor diye. Fakat -ben kendisinden dinledim- diyor ki, “Esasen bu yanlışı yapıyor ve bu yamuk-yumuk sözleri söylüyorum, ta ki, bugün bunları kavrayan, dinleyen şu insanlar içinde bir gün bu kürsüye çıkacak, bu meselelerin doğrusunu söyleyecek insanlar olacaktır; ben, onlara yol açmak için o kürsüye çıkıyorum! Bir gün şunların içinden bir tanesi çıkacak, hakka-hakikate tercüman olacak; onun için konuşuyorum, yoksa yaptığım şey, küstahlıktır!”
“Kardeşlik ruhuyla birbirine perçinlenmiş şahıslardan oluşan bir cemaatin şahs-ı manevîsi, bir veliyy-i kâmil hükmüne geçebilir ve pek çok inâyete mazhar olur.”
Meseleye bu zaviyeden bakma, herkesi kendinden daha fâik görme… “Ben oturdum, konuştum da böyle, insanlar tesirde kaldılar, etrafımda kümelendiler, bir bünyân-ı marsûs haline geldiler!” Hafizanallah, bu düşünceler şeytanın dürtüleri, sağdan gelen dürtüleridir. İnsan, dinleyenlerin hepsini birden Kâbe’ye sevk etse ve hepsini bir yerde tavvâfînden eylese metâfta, bence yine kendine öyle bakmalı; “Allah Allah! Bu insanlar, benim ahmaklığımda nasıl oldu da böyle sülûk ettiler o yola!” diyecek kadar kendi ile yüzleşmeli, kendini yerden yere vurmalı!..
Sen, bir debbağın deriyi yerden yere vurduğu gibi, kendini yerden yere vurmazsan, hiç farkına varmadan başkalarında kusur aramaya başlarsın. Başkalarında kusur arayan insan da hayat boyu hep kusur irtikâp eder durur. Müddeî (savcı) gibi değil, âdil bir hâkim gibi davranmak lazım. Müddeî, kusur arar; “Daha başka bir suçu var mı bunun? Hele bakın, böyle etrafını bir karıştırın; kimlerle münasebeti vardı bunun, ne halt karıştırıyordu?” filan… Müddeî, öyle yapar ki bu insafsızlıktır. Fakat kanunlara bağlı hüküm veren insan, afîf ise, namuslu ise, doğru ve müstakîm yaşamış ise, orada ona göre hüküm verir. Evet, başkaları hakkında öyle davranmalıyız; kendimiz hakkında da bir debbağın deriyi yerden yere vurduğu gibi tavır almalı ve kendimizi yerden yere vurmalıyız. Böyle davranırsak, o kardeşlik şuurunu tesis etmiş oluruz ve ona kim bilir ne kerâmetler, ne kerâmetler ihsan edilir.
*Not:* Bu video, *23 Temmuz 2018* tarihinde yayımlanan *“Kardeşliğin Kerâmeti”* isimli Bamteli sohbetinden hazırlanmıştır.
https://www.youtube.com/watch?v=cfTXfZ18OsU
*Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edebilirsiniz!*
*Herkul Web Sitemiz:* https://www.herkul.org
*Herkul IOS Uygulamamız:* https://apps.apple.com/us/app/herkul/id544650912
*Herkul Android Uygulamamız:* https://play.google.com/store/apps/details?id=org.herkul
*Herkul WhatsApp Channel:* https://whatsapp.com/channel/0029Vb2VR0wAe5VmW7ElTn18
*YouTube Herkul:* https://www.youtube.com/HerkulNagme
*YouTube Herkul Radyo:* https://www.youtube.com/@HerkulMedia
*YouTube Podcast:* https://www.youtube.com/@HerkulNagme/podcasts
*SoundCloud:* https://on.soundcloud.com/ewWWMqHniSrrq67P6
*Spotify:* https://open.spotify.com/show/6sVE0Yk3BAcRVaBDVwnhIU
*X (Twitter):* https://x.com/Herkul_Nagme
*Instagram:* https://www.instagram.com/herkul.nagme
*Facebook:* https://www.facebook.com/HerkulNagme
*Bluesky:* https://bsky.app/profile/herkul.org
#fethullahgülen
#hocaefendi
#herkulnagme
Hazreti Ebû Bekir bir kulübede yaşıyordu. On bir tane irtidât hadisesini bastırdı. Bir blokaj hazırladı, bir statik ortaya koydu; arkadan gelen Hazreti Ömer, iki tane süper gücü yerle bir etti. Ebû Bekir, öyle bir insandı. Fakat kendisine sorarsanız?!. Cübbesinin eteği yerde süründüğünden dolayı, “Yâ Rasûlallah, bu da kibir midir? Ben de onlar ile beraber tepe taklak mı giderim?” endişesini taşıyor. Bir taraftan öyle zirvelerde, âdeta başı, melekler ile beraber, onlar ile kanatlanmış bir üveyik gibi; fakat beri tarafta kendisini hiç ender hiç görüyor ve başkasını nefsine tercihe açık bulunuyor. Onun için kendisine biat edildiği dönemde, Hazreti Ömer’in elini sıkıyor, ona biat etmek istiyor; o ise, hemen kalkıp onun elini sıkıyor, “Ebû Bekir’in olduğu yerde, başkasına biat edilmez!” diyor.
Böyle bir îsâr ruhu!.. Başkalarını her zaman kendinden daha fâik gören bir ruh!.. “Ben, ona layık değilim!” diyecek kadar; bir yönüyle, şartların ve hadiselerin kendini bir yere getirmesi karşısında bile kendisini sorgulayacak, kendi ile yüzleşecek kadar acz u fakr duygusu içinde!.. Hacâlet ve mahcubiyet duygusu içinde kendisini yerden yere vuran, kendisi ile sürekli yüzleşen, nefsini sürekli sorgulayan, herkesi kendinden daha fâik gören ve “Keşke o olsaydı!” diyen insan... Böyle bir düşünce çerçevesinde kardeşlik, böyle bir kardeşlik… Onun için Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazreti Ömer efendimize dediği o söze bağladım meseleyi.
“Ben değil, esas benim kardeşlerim önemlidir; ben değil!..” Birinin mülahazası: Vaaz ediyormuş da bir adam, el-âlem de değer atfediyormuş ona, iyi konuşuyor diye. Fakat -ben kendisinden dinledim- diyor ki, “Esasen bu yanlışı yapıyor ve bu yamuk-yumuk sözleri söylüyorum, ta ki, bugün bunları kavrayan, dinleyen şu insanlar içinde bir gün bu kürsüye çıkacak, bu meselelerin doğrusunu söyleyecek insanlar olacaktır; ben, onlara yol açmak için o kürsüye çıkıyorum! Bir gün şunların içinden bir tanesi çıkacak, hakka-hakikate tercüman olacak; onun için konuşuyorum, yoksa yaptığım şey, küstahlıktır!”
“Kardeşlik ruhuyla birbirine perçinlenmiş şahıslardan oluşan bir cemaatin şahs-ı manevîsi, bir veliyy-i kâmil hükmüne geçebilir ve pek çok inâyete mazhar olur.”
Meseleye bu zaviyeden bakma, herkesi kendinden daha fâik görme… “Ben oturdum, konuştum da böyle, insanlar tesirde kaldılar, etrafımda kümelendiler, bir bünyân-ı marsûs haline geldiler!” Hafizanallah, bu düşünceler şeytanın dürtüleri, sağdan gelen dürtüleridir. İnsan, dinleyenlerin hepsini birden Kâbe’ye sevk etse ve hepsini bir yerde tavvâfînden eylese metâfta, bence yine kendine öyle bakmalı; “Allah Allah! Bu insanlar, benim ahmaklığımda nasıl oldu da böyle sülûk ettiler o yola!” diyecek kadar kendi ile yüzleşmeli, kendini yerden yere vurmalı!..
Sen, bir debbağın deriyi yerden yere vurduğu gibi, kendini yerden yere vurmazsan, hiç farkına varmadan başkalarında kusur aramaya başlarsın. Başkalarında kusur arayan insan da hayat boyu hep kusur irtikâp eder durur. Müddeî (savcı) gibi değil, âdil bir hâkim gibi davranmak lazım. Müddeî, kusur arar; “Daha başka bir suçu var mı bunun? Hele bakın, böyle etrafını bir karıştırın; kimlerle münasebeti vardı bunun, ne halt karıştırıyordu?” filan… Müddeî, öyle yapar ki bu insafsızlıktır. Fakat kanunlara bağlı hüküm veren insan, afîf ise, namuslu ise, doğru ve müstakîm yaşamış ise, orada ona göre hüküm verir. Evet, başkaları hakkında öyle davranmalıyız; kendimiz hakkında da bir debbağın deriyi yerden yere vurduğu gibi tavır almalı ve kendimizi yerden yere vurmalıyız. Böyle davranırsak, o kardeşlik şuurunu tesis etmiş oluruz ve ona kim bilir ne kerâmetler, ne kerâmetler ihsan edilir.
*Not:* Bu video, *23 Temmuz 2018* tarihinde yayımlanan *“Kardeşliğin Kerâmeti”* isimli Bamteli sohbetinden hazırlanmıştır.
https://www.youtube.com/watch?v=cfTXfZ18OsU
*Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edebilirsiniz!*
*Herkul Web Sitemiz:* https://www.herkul.org
*Herkul IOS Uygulamamız:* https://apps.apple.com/us/app/herkul/id544650912
*Herkul Android Uygulamamız:* https://play.google.com/store/apps/details?id=org.herkul
*Herkul WhatsApp Channel:* https://whatsapp.com/channel/0029Vb2VR0wAe5VmW7ElTn18
*YouTube Herkul:* https://www.youtube.com/HerkulNagme
*YouTube Herkul Radyo:* https://www.youtube.com/@HerkulMedia
*YouTube Podcast:* https://www.youtube.com/@HerkulNagme/podcasts
*SoundCloud:* https://on.soundcloud.com/ewWWMqHniSrrq67P6
*Spotify:* https://open.spotify.com/show/6sVE0Yk3BAcRVaBDVwnhIU
*X (Twitter):* https://x.com/Herkul_Nagme
*Instagram:* https://www.instagram.com/herkul.nagme
*Facebook:* https://www.facebook.com/HerkulNagme
*Bluesky:* https://bsky.app/profile/herkul.org
#fethullahgülen
#hocaefendi
#herkulnagme





